Filmler

En İyi Aksiyon Filmleri: Aksiyonun Tavan Yaptığı En İyi Aksiyon Filmleri Öneri Listesi

Sinemanın dünyanın en popüler sanatı olmasında hiç kuşkusuz Aksiyon filmlerinin büyük payı var. Yedinci sanatın geniş kitlelere yayılmasında ve insanların sinema salonlarını doldurup taşırmasında başrol hep Aksiyon filmlerinin oldu. Teknoloji geliştikçe gerçekçilik dozu da artan ve özel efekt desteğiyle daha da etkileyici hale gelen filmler biz izleyicileri büyülemeyi sürdürüyor. İşte karşınızda en iyi 30 Aksiyon Film Önerisi.

Ayrıca En iyi yabancı film önerileri listemize göz atın:

En İyi 20 Psikoloji Filmi

En İyi 20 Korku Filmi

 En İyi 20 Gizem Filmi

En iyi 20 Macera Filmi

En İyi Dram Filmleri

#1 Leon (Sevginin Gücü, 1994)

Leon, bir kiralık katil ile 12 yaşındaki bir kız çocuğu arasındaki sıra dışı ilişkiyi konu alıyordu. Üvey ailesinin yanında mutsuz bir hayat süren Mathilda’nın üvey babasının karıştığı uyuşturucu işi tüm ailenin hayatını mahveder. Mathilda, tüm ailesinin katledildiği bir operasyondan canlı kurtularak Leon’un yanına sığınır. Bu durum ikisinin de hayatını kökünden değiştirecek ve müthiş bir aksiyonun ilk adımı olacaktır.

#2 The Bourne Ultimatum, (Son Ültimatom, 2007)

Jason Bourne karakterini sinemaya armağan eden serinin ilk filminde bu tecrübeli suikastçiyle ilk kez tanışıyorduk. Hafızasını kaybeden Jason’ın geçmişini hatırlamaması için elinden gelen her şeyi yapan bir başka suikast timi ise esas oğlanın peşini hiç bırakmayıp ona dünyayı dar ediyordu.

Birçok kişiye göre serinin hala en iyisi olan bu giriş filminde Matt Damon da kariyerinin en iyi performanslarından birini veriyordu.

#3 Lethal Weapon (Cehennem Silahı, 1987)

Aksiyon filmlerinin en popüler serilerinden birine geldi sıra. İlk olarak 1987’de seyirci karşısına çıkan Cehennem Silahı, Los Angeles polis teşkilatı dedektiflerinden Çavuş Roger Murtaugh (Danny Glover) ile Çavuş Martin Riggs (Mel Gibson) üzerinden şekillenen bir hikayeyi tüm dünyaya armağan etmişti.

50 yaşında ve “bu işler için fazla yaşlı” olan Roger, bir cinayet soruşturmasında teşkilata yeni katılan Martin ile ortak olur. Fakat Martin eşini trafik kazasında kaybettiğinden beri hayata küsmüştür ve dengesiz davranışlar sergilemektedir. Roger, bir taraftan yeni partneri ile anlaşıp onu tanımaya çalışırken bir yanda da gizemli bir cinayeti çözmeye çalışacaktır.

#4 Mad Max: Fury Road, (Çılgın Max: Öfkeli Yollar, 2015)

George Miller’ın günümüz klasikleri arasına giren filmi Mad Max: Fury Road post-apokaliptik bir dünyada hayatta kalmaya çalışan birbirinden unutulmaz karakterlere ev sahipliği yapıyordu.

70 yaşındaki yönetmenin gençlere taş çıkaran bir aksiyon filmi ile sinemaya geri dönmesi birçok kişiyi şaşırtmış ve film Oscar ödüllerinde, birçok teknik dalda olmak üzere 6 tane heykelcikle evine dönmüştü.

#5 Kill Bill (2003)

Artık bir klasiğe dönüşen bu Quentin Tarantino filminde ölümden dönen ve kendisine hayatı zehir eden insanlardan intikam almaya ant içen Gelin’in hikayesini izlemiştik. Amerika’dan Japonya’ya kadar uzanan hikayede kan gövdeyi götürüyor ve aksiyon bir an bile durmuyordu. Nereden bakarsanız bakın dört başı mağrur bir başyapıt.

#6 Gone in Sixty Seconds (60 Saniye, 2000)

Nicholas Cage’in Nicholas Cage olduğu yıllarda sırtladığı bu aksiyon filminde Angelina Jolie’ye de en güzel yıllarında şahit oluyorduk. Memphis (Cage) eski bir araba hırsızıdır, bu işleri bıraktığını söylese de hayat şartları onu yeniden hırsızlık yapmaya iter ve kardeşi Kip ile bir işe girer. Görevi başarıyla tamamlayamadıklarında ise başları belaya girer. Bu beladan kurtulmak için Memphis’in tek bir gecede 50 araba çalması gerekmektedir…

#7 Bad Boys (Çılgın İkili, 1995)

İki narkotik dedektifini merkeze alan ve daha sonradan devam filmleri de çekilecek olan Bad Boys serisinin ilk filminde Marcus (Martin Lawrence) ve Mike’ın (Will Smith) 100 milyon dolarlık eroin çalan bir şebekenin peşine düşmesini izliyorduk. Karakter olarak birbirinden oldukça farklı fakat işlerinde aynı derecede başarılı olan ikilimiz seyirciyi kimi zaman eğlenceli kimi zaman ise bol aksiyonlu bir maceraya davet ediyordu.

#8 The Fugitive (Kaçak, 1993)

Eşini öldürmekle suçlanan doktor Richard Kimble (Harrison Ford) kendini büyük bir keşmekeşin içinde bulur. Herkes tarafından katil gözüyle bakılan Richard, ısrarla cinayeti reddetmekte ve karısını tek kollu bir adamın öldürdüğünü söylemektedir. Ona kimse inanmaz ve Richard ölüme mahkum edilir. Fakat tam da infaza giderken birkaç mahkumla birlikte araçtan kaçmayı başarır ve karısının katilinin peşine düşer. Aksiyon tam gaz başlamıştır.

#9 Kiss Kiss Bang Bang, 2005

Bir bakıma komedi filmleri listesine de dahil edilebilecek Kiss Kiss Bang Bang ilk olarak 2005 Cannes Film Festivali’nde izleyici ile buluşmuş ve aksiyon ile komediyi harmanlayan tonuyla izleyenleri kendisine hayran bırakmıştı. Küçük hırsızlıklarla hayatını sürdüren Harry, kendini bir cinayet soruşturmasının içinde bulunca afallar. Harry’nin eşcinsel arkadaşı ve eski sevgilisi de işin içine girince olaylar iyice karışır ve filmin aksiyon dozu da artmaya başlar.

#10 The Raid (Baskın, 2011)

Aksiyon filmleri ile pek meşhur olmayan Endonezya’dan bir filmle devam ediyoruz. The Raid, gösterime girdiği günlerde yavaş yavaş popülerleşmiş, ABD sularına girdiğinde ise epey infial yaratmıştı. Özel bir polis ekibi şehrin dışında yer alan ve kimsenin girmeye cesaret edemediği bir binaya girip orayı temizlemek zorundadır. Ama bu iş hiç de kolay olmayacaktır. Çünkü binanın neredeyse her katı bir manyakla, hırsızla, psikopatla doludur. “Aksiyonun tavan yapması” ifadesinin sözlükte karşılığı rahatlıkla The Raid olabilir.

#11 John Wick, 2014

Bir başka tetikçi filmi ile listemizi sürdürelim. Emekliye ayrılan bir suikastçı olan John Wick, karısının hastalanmasıyla alt üst olur. Üstüne üstlük karısından kendisine kalan tek emanet olan köpekleri evine dalan üç mafya tarafından öldürülür. Bir daha tetikçilik yapmamaya ant içmiş olan John Wick için başka çıkış yolu kalmaz ve intikam için yeniden silaha sarılır. Ardından devam filmleri de çekilen John Wick serisinde başrolde Keanu Reeves’i izlemiştik.

#12 Heat (Büyük Hesaplaşma, 1995)

Usta yönetmen Michael Mann’in bu klasiği ilk olarak iki usta oyuncu Robert De Niro ve Al Pacino’yu bir araya getiren kadrosuyla dikkat çekmişti. Fakat Heat’in tek özelliği bu değildi. Polisiye janrının en iyi örneklerinden biri olan filmde takıntılı bir hırsızın peşinde olan takıntılı bir dedektifin hikayesini izliyorduk. Filmde ayrıca Natalie Portman’ın çocukluk günlerinden enstantanelere de şahit olabilirsiniz.

#13 Point Break (Kırılma Noktası, 1991)

The Hurt Locker ile 2010’da yıllardır hak ettiği Oscar heykelciğine kavuşan Kathryn Bigelow’un imzasını taşıyan Point Break, genç ajan Johnny’nin hikayesine odaklanıyordu. Eski Amerikan başkanlarının maskelerini giyerek Los Angeles’ta banka soymaya başlayan bir çetenin peşine düşen Johnny rolünde Keanu Reeves geleceğin yıldızı olacağının sinyalini veriyordu. Çete lideri Bodhi rolünde Patrick Swayze’yi izlediğimiz bolca kaçma-kovalama sahnesi barındırdan filmde tansiyon bir an olsun düşmüyor.

#14 The Jackal (Çakal, 1997)

Gösterime girdiği dönemde ülkemizde de epey ilgi gören Çakal, Bruce Willis ile Richard Gere’i bir araya getiren kadrosu ve hızlı temposuyla dikkat çekmişti. Çakal (Bruce Willis) takma adıyla nam salmış bir teröristin izini sürmek için ittifak kuran güvenlik güçleri bir taraftan Çakal’ı ararken bir taraftan da bu ittifakın uluslararası ayağını yönetmeye çalışırlar. Hem politik hem de aksiyon dolu bir film izlemek isteyenler göz atmalı.

#15 War (Suikastçı, 2007)

Jason Statham’ın tam bir aksiyon filmleri kahramanına dönüşmesine vesile olan filmlerden biri olan Suikastçi, 2007’nin en çok konuşulan aksiyonlarından biri olmuştu. FBI ajanı Jack Crawford (Jason Statham), ortağını öldüren suikastçı Rogue’un peşine düşmüştür. Fakat ne yapsa etse de katili bulamaz. Aradan üç yıl geçer. Çin mafyası ile Japon yakuzaları arasında bir savaş patlak verir. Bu savaş Jack’in yıllardır aradığı adamın izini bulmasını sağlayacaktır.

#16 xXx (Yeni Nesil Ajan, 2002)

Xander Cage ekstrem spor videoları çekip internette satarak para kazanmaktadır. Hem yeteneği hem de gücüyle dikkat çeken Xander bir süredir FBI’ın da takibindedir. Tam bu sırada Prag’da dünyayı yok etmek isteyen bir yeraltı anarşi grubu tehlike yaratmaktadır. Eh, FBI da bu adamlarla baş etmesi için elbette Xander’ı düşünür ve onunla iletişime geçerler. Vin Diesel’ın aksiyon filmlerinin yıldızına dönüşmesini sağlayan filmin devam filmleri de epey ilgi toplamıştı.

#17 The Transporter (Taşıyıcı, 2002)

Frank (Jason Statham) işinde epey usta bir kaçakçıdır. Yasa dışı olan neredeyse her şeyi bir yerden bir yere kusursuzca taşıyan kahramanımızın başı elbette bir yerde belaya girecektir. Bir başka taşıma işi sırasında esir tüccarlarının kaçırdığı bir kadını taşımak zorundadır. Daha öncekilere hiç benzemeyen bu görevde hem kendi hem de bir esirin hayatını kurtarmak zorundadır. Sonradan devam filmleri de çekilen seriyi 2000’li yılların başında çekilmiş en iyi aksiyon filmlerinden biri olarak kabul edebiliriz.

#18 Ocean’s 11 (2011)

Rüya gibi bir kadroyu bir araya getiren bu Steven Soderbergh filminde bir soygun için bir araya gelen birbirinden tuhaf 11 karakterin hikayesini izliyorduk. Soygun öncesi ve sırasında birçok enteresan işe karışan ekip, tarihin en büyük kumarhane soygununu gerçekleştirebilecek midir? Bu ilk filmin ardından elbette Ocean’s 12 ve Ocean’s 13 de sırasıyla izleyiciyle buluşmuştu.

#19 The French Connection (Kanunun Kuvveti, 1971)

Türünün başyapıtı olan The French Connection aynı zamanda izleyebileceğiniz en eğlenceli filmlerden biri. New York’ta çalışan iki dedektif Doyle (Gene Hackman) ve Buddy Russo (Roy Scheider) narkotik kaçakçılıkla ilgili büyük bir dosyadaki Fransız ağını fark etmiş ve bunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Fakat bulaştıkları bu dosyanın ardında oldukça “ağır abiler” vardır ve onlardan biri Doyle’u öldürmeye çalışınca bitmek bilmez bir aksiyon ve kovalamaca başlar. Filmin 1971’de En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu dalları dahil olmak üzere toplam beş Oscar aldığını da hatırlatalım.

#20 Dirty Harry (Kirli Adam, 1971)

Aksiyon sinemasının bir başka harika ve yine 1971 tarihli örneği ise Dirty Harry elbette. Clint Eastwood’u sinema dünyasına armağan eden filmde “Kirli Harry” lakaplı Harry Callahan’ın (Clint Eastwood) tüm San Francisco’ya korku salan bir seri katilin peşine düşmesini izliyorduk.. Bir yerden sonra suçluyu kendi yöntemleriyle cezalandırmaya karar veren Harry’nin özellikle bir restorandan çıkıp sandviçini yemeye devam ederken bir banka soygununa müdahale ettiği sahne klasikler arasında.

#21 Face/Off (Yüz Yüze, 1997)

Aksiyon filmlerinin ustası John Woo’nun Amerika’da yaptığı en iyi filmlerden biri olan Face/Off’ta psikolojik gerilim dozu yüksek bir hikayenin içine dalıyorduk.

FBI ajanı Sean Archer, Los Angelas’taki bir biyolojik silahın peşindedir. Fakat bu silah bir terörist olan Castor’a aittir ve Sean ilk olarak onu yok etmek zorundadır. Onu öldürüp yüzünü ele geçirir ve teröristin çetesinin başına geçer. Fakat Castor ölmemiştir ve komadan uyanarak intikam peşine düşer. Aksiyon filmlerinin kodlarıyla oynayarak içine bolca gerilim katan yönetmenin bu tavrına bayılanlar da olmuştu, onu yerenler de. Siz yine de bir şans verin deriz.

#22 First Blood (İlk Kan, 1984)

“İlk kanı onlar akıttı!” Ted Kotcheff’in yönettiği, Sylvester Stallone’un Rambo karakteriyle büyülediği, ülkemizde de yıllarca ekranlarda dönen serinin ilk filmi olan İlk Kan’da Vietnam’da savaşan bir askerin sivil hayata dönüşte yaşadığı trajediye tanık oluyorduk. John Rambo (Sylvester Stallone), bir dağ kasabasına giderken kasaba şerifinin (Brian Dennehy) taciziyle karşılaşır. Tek istediği temizlenmek ve karnını doyurmaktır. Şerif ona terörist muamelesi yapar, onu yakalar, hatta hapse atar. Hapiste polislerin işkencesi sırasında Rambo, Vietnam’da işkence gördüğü zamanlara geri döner ve karakolu darmadağın ederek dağa kaçar. Onu durdurmak artık pek kolay olmayacaktır.

#23 Matrix (1999)

Önemli bir yazılım şirketinde çalışan Thomas Anderson (Keanu Reeves), gecelerini “Neo” adı altında program kırarak ve Matrix’i araştırarak geçirir. Esrarengiz şekilde Trinity (Carrie Ann Moss) ve Morpheus (Laurence Fishburne) ile tanışan Neo, yaşadığı dünyanın aslında beyninde gerçekleşen bir sanal dünya olduğu gerçeğini öğrendikten sonra Morpheus’un önderliğindeki ekibe katılır. Neo gerçek dünyada ilk nefesini aldıktan sonra sanal dünyaya tekrar girerek Matrix’in ne olduğunu kavrayacak ve kurtarılma nedenini öğrenerek gelişen olaylar çerçevesinde yeni kimliğini tanımaya çalışacaktır.

#24 Die Hard (Zor Ölüm, 1988)

John McClane (Bruce Willis) Los Angeles’a Noel tatilini ayrı olduğu karısıyla geçirmeye gelen bir New York dedektifidir. McClane karısının ofis partisinin başlamasını beklerken teröristler binanın kontrolünü ele geçirir. Teröristlerin lideri Hans Gruber (Alan Rickman) ve onun korkunç yardakçısı (Alexander Godunov) rehineleri bir araya toplarken McClane kimseye görünmeden kaçar. Yanında yalnızca bir silahı ve bolca cesareti olan McClane tek kişilik savaşını başlatır. “Tek kişilik ordu” türünün en iyi örneği diyebiliriz.

#25 Mission Impossible: Ghost Protocol (Görevimiz Tehlike 4, 2011)

Tom Cruise’un başrolünde olduğu Görevimiz Tehlike serisinin şüphesiz aksiyona en doyuran filmi dördüncü bölümdü. Bir bombalama olayının tüm IMF takımına yıkılmaya çalışılmasının ardından Ethan Hunt (Tom Cruise) ve ekibi sıra dışı görevlerinden birine daha çıkıyordu. Ama tehlike hiç bu kadar yüksek, aksiyon hiç bu kadar hararetli, görev hiç bu kadar “imkansız” olmamıştı! Dünyanın en yüksek binası olan Dubai’deki Burj Khalifa/Burç Halife’yi de ziyaret edeceğimiz bu filmde heyecan hiç ara vermiyor.

#26 Tango & Cash (Tango ve Cash, 1989)

Saf aksiyon filmi nedir? Kesinlikle Tango ve Cash’tir! ’90’lı yıllarda ekrana çıktığı her an izleyiciyi kilitlemeyi başaran film, Sylvester Stallone ve Kurt Russell’ın unutulmaz performanslarıyla da hafızalarda yer eder. Ray Tango (Sylvester Stallone) ve Gabe Cash (Kurt Russell), işlerinde çok iyi olan iki polis memurudur. Uyuşturucu ve silah kaçakçısı Perret (Jack Palance), bu iki amansız kanun adamından kurtulmak amacıyla onları işlemedikleri bir suç yüzünden hapse attırır. Cinayet silahıyla yakalanarak hapse giren Tango ve Cash suçsuz olduklarını ispatlayabilmek için iş birliğine girerler.

#27 Predator (Av, 1987)

Arnold Scwarzenegger’in başrolünü oynadığı ve aksiyonun yine tavan yaptığı film, bir ekibin gerçek anlamda “görünmeyen” düşmana karşı savaşını anlatıyor. Güney Amerika ülkesinde gerilla savaşçıları tarafından esir alınmış kişileri kurtarmak için görevlendirilen Dutch (Arnold Scwarzenegger) ve adamları dünyadaki düşmanlardan çok daha ölümcül bir yaratıkla karşılaşırlar. Çünkü Predator bu dünyadan değildir. Muhteşem özel efektlerle süslü olan film, aksiyon kadar gerilim de vadediyor.

#28 The Rock (Kaya, 1996)

Bir grup asi deniz komandosu, kimyasal silahlarla birlikte Alcatraz adasını ele geçirir ve turistleri rehin alır. Liderleri, eski bir savaş kahramanı olan general General Francis X. Hummel’dir (Ed Harris). Gizli operasyonlarda ölen askerlerin ailelerine ödenmek üzere 100 milyon dolar fidye isterler. Aksi takdirde San Fransisco körfezini kimyasal silahlarla bombalayacaklardır.

#29 Speed (Hız Tuzağı, 1994)

Sadece bir otobüsün içinde geçen aksiyon filmi yapılabilir mi? Kesinlikle! Howard (Dennis Hopper) fidye istemek için bombalı saldırılar düzenleyen ve uzun zamandır polis tarafından aranan bir suçludur. Bir otobüse yerleştirdiği özel bombayla yine fidye istemektedir. Genç ve başarılı bir polis memuru Jack (Keanu Reeves) hızı 80 km altına düşerse içinde bombayla patlayacak olan otobüsün içindekileri kurtarmakla görevlendirilmiştir. Ehliyeti aşırı hız nedeniyle alınmış olan Annie (Sandra Bullock) ise şoför koltuğuna geçerek ona yardımcı olacak tek kişidir.

#30 Shooter (Tetikçi, 2007)

Eski bir keskin nişancı olan Bob Lee Swagger’dan (Mark Wahlberg) son bir görev için işine geri dönmesi istenir. Ancak bu yeni görevin ABD Başkanı’na yönelik bir suikast senaryosu olduğunu anlaması uzun sürmez. Öncelikle bu komplo üzerindeki karanlık perdeyi kaldırmak zorundadır. Ancak bu hiç de kolay olmayacaktır. Tetikçi, en dikkat çekici Mark Wahlberg filmlerinden.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu