Felsefe Meraklıları İçin Ufuk Açıcı Felsefe Filmleri Listesi

İzleyene bir şeyler katan ve sorgulamayı seven sinema severler için hazırladığımız bu liste, Klasik felsefi düşünce deneylerinin enkarnasyonlarından ya da ana tema olarak önemli bir felsefi sorunu olan filmlerden oluşan felsefe filmleri tavsiye listesi.

Felsefe öğrencileri ve felsefeye ilgi duyan herkesin izleyebileceği, IMDb puanı 7,0 ve üzeri dünya genelinde izleyicilerin en beğendiği filmlerden oluşan bu listeye katkıda bulunmaktan çekinmeyin.

1. Stalker – İz Sürücü (1979) – IMDb puanı 8,2

Bir nevi kıyamet sonrası gelecekte, isimsiz bir ülkedeyiz. Düşen dev bir meteor açıklanması güç olaylara sebep olmuştur. Yarattığı etki Zone adı verilen bir alanda etkili olmaktadır. Bu alanın ortasında yer alan bir odada insanlığın en derin tutkularını gerçek yapacağı söylenen bir güç vardır.

Dikenli teller ve askerlerle korunan Zone’a sadece zihinsel güçleri ve yeterli cesaretleri olan Stalker’lar girebilmekte ve eşlik ettikleri insanları odadaki güçle yüzleşmeye götürmektedirler. Kahramanımız da böyle bir Stalker’dır. Karısının itirazlarına rağmen bir bilim adamı bir de yazarı yanına alarak hayatının yolculuğuna çıkar.

2. Ikiru- Yaşamak (1952) – IMDb 8,3

Ölüme doğru varlık.

30 yılını bir masanın başında mühür basarak ve hiçbir iş yapmayarak geçirmiş olan Bay Watanabe 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenince, o güne dek hiç yaşamamış olduğunu hisseder. Ancak yaşama duygusunu kolay kaybetmeye niyetli değildir.

3. Det sjunde inseglet – Yedinci Mühür (1957) – IMDb puanı 8,2

Absürd

Film, on yıl süren bir Haçlı seferinden vebanın kol gezdiği ülkesine dönerken yolu Ölüm tarafından kesilen bir şövalyenin öyküsüdür. Ölümü bir satranç oyununa davet eden şövalye eğer onu yenebilirse yaşamına kaldığı yerden devam edecektir.

Yedinci Mühür, kıyamet tehdidi altında yaşamın anlamını çözmeye çalışan yalnız bir adamın çarpıcı bir portresidir. Film, inanç sistemlerinin erozyona uğradığı, nükleer bir kıyametin gündelik tehdit olduğu 1950’lerin dünyasında insanlığın hangi değerlere sarılması gerektiğini sorgular. Bu özelliğiyle yeni bir tür varoluşçu sinemanın da ikonu.

4. Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004) IMDb puanı 8,3

Materyalizm; Hafınanın Metafiziği.

Joel Barish, iki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alıyor. Kadın, bir teknolojik deneye katılarak, ilişkilerini tamamen hafızasından silmiştir. Yani Barish’in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister…Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdahaleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur!

5. Rashômon – Rasomon: Sarı IIrkın Şehveti (1950) IMDb puanı 8,2

Öznellik ve Nesnelliğe Giriş.

Ormanda devriye gezen polisler tarafından, öldürülmüş bir adamın cesedi bulunur. Adamın karısı da tecavüze uğramıştır. Olaya tanıklık eden üç kişi vardır: Bir gezgin, oduncu ve bir haydut. İzleyici olarak mahkeme bizizdir ve tanıkların hikayelerini dinleriz. Tecavüze uğramış kadın da dahil, hepsinin anlattığı hikayeler birbirinden farklıdır. Öldürülen adamın da olaya tanıklığını izlediğimiz filmde çözülmesi zor bir bulmacayla karşı karşıyayızdır: İçlerinden birileri yalan söylemektedir ancak kim ve neden? Film, 20. yy.’ın başlarında yaşamış yazar Ryunosuke Akutagawa’nın Ormanın Sıklığı isimli kitabının uyarlaması. Ancak, toplam süresi 60 dakikayı pek geçmeyince yazarın diğer kitabı Rashômon’dan alınan kesitlerin eklenmesiyle film son halini almış. Japon sinemasının ustalarından Kurosawa’nın bu filmi pek ödüllendirilmemişse de oldukça başarılı. Rashômon insan psikolojisi üzerinde duran ve yalanın sınırlarını zorlayan bir Japon draması.

6. A Clockwork Orange – Otomatik Portakal (1971) – IMDb puanı 8,3

Kimlik; Siyaset Teorisi; Adalet.

Geleceğin Britanya’sında gençlerden oluşan bir çete her gece savunmasız insanlara saldırmakta, dövmekte ve tecavüz etmektedirler. Gençlerden biri çeteyle zıtlaşınca onu gruptan atıp polisin yakalamasını sağlarlar. Cezasını azaltmak için kendisine bir tür beyin yıkama sayılacak bir terapi yapılmasını kabul eden Alex, dışarı çıktığında artık şiddetten nefret etmektedir ama geçmişi onu rahat bırakmaz…

7. Inception – Başlangıç (2010) – IMDb puanı 8,8

Freud – Bilinçaltı; Kartezyen skeptisizm.

Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmak olan Dom Cobb çok yetenekli bir hırsızdır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği herşeye malolmuştur. Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız “başlangıç”ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.

8. Der Himmel über Berlin – Berlin Üzerindeki Gökyüzü (1987) – IMDb puanı 8,0

‘‘Şimdi pes etmeli miyim? Eğer pes edersem, insanoğlu hikayecisini kaybeder ve insanoğlu bir kez hikayecisini kaybetti mi, çocukluğunu da kaybetmiş olur!’’ Berlin üzerinde bir melek… Usta isim Wim Wenders’ın yönetimindeki film, Berlin’deki hayatı ve hayat içinde yorgun insanları izleyen meleklerin, özellikle de Melek Damien’in hikayesini anlatmaktadır. Masumiyetlerinden ve gönül gözlerinin açıklığından ötürü olsa gerek, bu melekleri yalnızca çocuklar fark etmektedir. Diğer melekler gibi, tüm dünyayı siyah-beyaz gören, kütüphanede kitap okuyan insanların okuduklarını dinleyen Damien’ın tüm düzeni, sirkte çalışan güzel bir kadına aşık olmasıyla değişecek ve insan olmaya karar vermesine neden olacaktır.

9. The Matrix (1999) – IMDb puanı 8,7

MATRIX, Joe Pantoliano, Laurence Fishburne, Keanu Reeves, Carrie-Anne Moss, 1999

Mağara Alegorisi / Kartezyen Dualizm

İki türlü gerçeklik vardır: biri yaşanan, öteki yaşamın ötesinde olan. Bunlardan biri rüya, öteki de Matrix’dir. Neo, umutsuz bir çaba ile Matrix hakkındaki gerçeği araştırıyor. Tam olarak kavrayamadığı şeylerin yaşamını kontrol ettiğini biliyor.Matrix Nedir? Neo, efsaneler aracılığı ile tanıdığı ve son derece tehlikeli bir adam olan Morpheus’un gerçeği bildiğine inanmaktadır.Bir gece Neo, kendisini başka bir dünyaya götürebilecek güzel yabancı Trinity ile tanışır. Bu kızın götüreceği dünyada, Morpheus’u bulacak ve Matrix hakkında bir şeyler öğrenecektir.

10. Blade Runner – Ölüm Takibi (1982) – IMDb puanı 8,1

Bıçak Sırtı, çekildiği yıldan çok uzak bir dönemde, 2019 yılında, dünyanın artık distopik bir yaşam alanı haline geldiği bir dönemde geçer. Tyrell gibi devasa üretici firmalar Replikant isimli, dış görünüm olarak insan türünden ayırt edilemeyen robotlar üretmektedirler. Dünya dışı kolonilerin tehlikeli ve illegal işlerinin halledilmesi için kullanılan bu robotlar, Blade Runners isimli özel polisler tarafından yakalanmaktadır. Uzman bir Blade Runner olan Rick Deckard, görevini bıraktığı bir esnada, Los Angeles’a gelen bir grup replikantı yakalamak için verilen son bir görevi kabul eder. Ancak iki milyon insanın yaşadığı bu şehirde görünüm olarak insandan hiçbir farkı bulunmayan bu robotları teşhis etmek hiç kolay olmayacaktır.

11. La montaña sagrada – The Holy Mountain (1973) – IMDb puanı 7,9

İsa benzeri bir karakter ruhani bir liderin dünyasına girer ve onun aracılığıyla, gezegenleri temsil eden renkli bir grupla tanışır. Her birinin farklı dünyası vardır ve başlangıçta onların dünyalarını izleriz. Daha sonra kutsal dağa doğru gerçekleştirilecek yolculuk başlar. Öncelikle her Jodorowsky filmi gibi, anlatılması, özetlenmesi zor bir çalışma olduğunu belirtmek gerek. Her tür özet filmi anlatmak için yetersiz ve hatta ‘saçma’ kalıyor.

12. Being There – Orada Olmak (1979) – IMDb puanı 8,0

Toplumsal olarak inşa edilmiş gerçeklik

Chance, kendisini bildi bileli yanında yaşadığı yaşlı adamın evinde bahçıvanlık yaparak büyümüş ve hayatında bir kez olsun sokağa çıkmamıştır. Bütün hayatı bahçede bakımını yapıp büyüttüğü çiçeklerden ve televizyondan ibaret olan Chance, yaşlı adam bir gün ölünce ortada kalır. Çünkü ev artık satılacaktır. Kendi varlığının haricinde yaşadığına dair hiçbir kanıt olmayan Chance, avukatlara yıllardır yaşlı adamın yanında kaldığını kabul ettiremez. Nüfus kağıdı bile yoktur. Kendini birden sokaklarda bulunca yıllardır görüp bilmediği hayatın rutinleri ile tanışır. İlk defa sokaklarda yürür, arabaya biner… Ve birden şansı hiç tahmin etmediği bir yerde dönüverir.

13. Ma nuit chez Maud – Maud’lardaki Gecem (1969) – IMDb puanı 8,0

Maud’la Bir Gece, dini bütün bir Katolik olan Jean-Louis ve güzel, entelektüel, rahat kadın Maud ile Marksist arkadaşları Vidal arasındaki açık, etkili, nükteli, tam Rohmervari ilişkinin öyküsünü ele alır. Bu üç kişiden hiçbiri göründüğü gibi değildir; aralarında tümüyle dürüst davranan tek isim, önüne gelenle yatağa giren Maud’dur * Sade bir anlatım, çarpıcı bir son * Kadın-erkek ilişkilerinin ‘üçüncü kişisi din’ bakış açısıyla çekilen “Ma nuit chez Maud”, Rohmer’in başyapıtı olarak biliniyor. Bu filminde de yine bir aşk “üçgeni” denilebilecek bir ilişki üzerinden hristiyan ahlakını odağına almış. İyi de yapmış.

14. The Truman Show – Truman Show (1998) – IMDb puanı 8,1

Mağara Alegorisi.

Truman Burbank, kartpostalları aratmayacak güzellikte bir adada yaşamaktadır. Bir işi, evi ve çok sevdiği karısı vardır. Ancak Truman dışında herkes tüm bunların düzmece olduğunu bilmektedir. Truman’ın yaşamı gerçek zannettiği bu stüdyolarda tam otuz yıldır, 24 saat boyunca canlı olarak bütün dünyaya yayınlanmaktadır. Truman bundan hiç şüphelenmemiştir, ta ki öldü zannettiği babasını bir gün caddeden geçen figüranlar arasında görünceye kadar… Alacakaranlık Kuşağı adlı kült televizyon dizisinin bir bölümünden esinlenerek yaratılan Truman Show, Batı dünyasında on yıllardır süregelen toplumsal eleştirilere bir örnek olarak yerini alıyor.

15. Orphée – Orfe (1950) – IMDb puanı 8,0

Gözden düştüğü hissine kapılan orta yaşlı bir şair olan Orphée (Jean Marais)’nin küçümsediği genç rakibi bir trafik kazasında ölünce onun patroniçesi olan güzel Prenses Ölüm (María Casares) ile tanışır ve ondan çok etkilenir. Bu arada ihmal ettiği eşi Eurydice (Marie Déa) de benzer bir kazada ölünce Orphée, onu geri getirebilmek için ölüler diyarına iner.

16. Rope – Ölüm Kararı (1950) – IMDb puanı 8,0

Brandon ve Philip, New York’ta yaşayan iki genç arkadaştır. Macera peşindeki iki kafadar yakın arkadaşları David Kentley’i öldürüp evlerindeki bir sandığa kapatırlar. Amaçları aynı gece evde bir parti vermek ve maktül yemek masası olarak görev yapan sandığın içindeyken insanları ağırlamaktır. Üstelik misafirler arasında David’in babası Henry Kentley ve kız arkadaşı Anita Atwater da vardır. Hiçbir şeyden habersiz bu insanlar partinin tadını çıkarmaya çalışırken, konuklar arasında bir isim ortamda bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etmeye başlar… Aslında Rupert Cadell adındaki bu adam, Brandon’ın aklına sıradan insanların öldürülmesi gerektiği fikrini sokan kişidir. Ancak Rupert, Brandon’ın sandığı gibi soğuk kanlı bir katil de değildir.

17. Life of Brian (1979) – IMDb puanı 8,1

Şimdiye kadar çekilmiş en komik filmlerden biri. Olay M.S. 33 yılında geçiyor. Sahte mesih Brian (Graham Chapman), efsanevi komedi grubu Monty Python’un, film boyunca her biri sayısız karakter canlandıran, elemanlarına zor anlar yaşatıyor. Cleese, Idle, Gilliam, Jones, Palin ve Chapman’dan dört dörtlük bir eğlence. İngiliz komedisinin prensesinden belkide en çok tartışmaya yol açan filmi Brian’ın Hayatı, İsa’yla aynı gece doğan köylü bir çocuğun uzun hikayesini anlatıyor. Hayatları kesiştikçe kahkalar yükseliyor…

18. Interstellar – Yıldızlararası (2014) – IMDb puanı 8,6

Teknik bilgisi ve becerisi yüksek olan Cooper, geniş mısır tarlalarında çiftçilik yaparak geçinmektedir; amacı iki çocuğuna güvenli bir hayat sunmaktır. Onlarla yaşayan Büyükbaba Donald çocuklara göz kulak olurken, henüz 10 yaşındaki kızı Murph şaşırtıcı bir zekaya sahiptir. Geçmişte bıraktığı biliminsanı kariyerini özleyen Cooper’un karşısına bir gün beklenmedik bir teklif çıkar ve ailesinin, dahası insanlığın güvenliği için zorlu bir karar alması gerekir…

19. Fight Club – Dövüş Kulübü (1999) – IMDb puanı 8,8

Dövüş kulübünün ilk kuralı, dövüş kulübü hakkında konuşmamaktır. Dövüş kulübünün ikinci kuralı da, kulüp hakkında konuşmamaktır… Filmin baş kişisi, sıradan hayatının girdaplarında bunalımlar geçiren bir sigorta müfettişi olan Jack, Kanserli olmadığı halde, uykusuzluğunu yenmek ve hayatına anlam katmak adına, kanserlilere moral destek sağlayan terapi gruplarına katılır. Orada, Marla Singer adlı bir kızla garip bir yakınlık kurar. Bir iş gezisi dönüşü ise, Tyler Durden adlı egzantrik karakterle tanışır. Durden, Jack’in olmak isteyip de olamadığı adam gibidir. Tyler’ın girişimleriyle bir yeraltı faaliyeti olarak başlayan dövüş kulübü, Jack’e hayatında yepyeni kapılar açacaktır… Ve tabii, bu kapılardan ister istemez Marla geçecektir… Fakat… Tyler Durden gerçekte kimdir?

20. Memento – Akıl Defteri (2000) – IMDb puanı 8,4

Leonard Shelby, pahalı takım elbiseler giyer, son model bir Jaguar kullanır; bunun yanında ucuz, tanınmamış motellerde konaklar ve ödemelerini hep nakit parayla gerçekleştirir. Başarılı bir iş adamı görüntüsündedir… Ancak Leonard’ın tek işi intikam almaktır; karısının ırzına geçip öldüren adamın peşindedir. Şüpheleri polis tarafından dikkate alınmayan Leonard’ın yaşamındaki tek mücadelesi, adalet arayışı uzerine kurulmuştur. Katili belirlemesinde ise büyük bir zorlukla karşı karşıyadır. Leonard’ın nadir görülen, tedavisi olmayan bir hafıza kaybı hastalığı vardır. “Kaza” oncesi olayları tüm ayrıntılarına kadar hatırlayabilen Leonard, 15 dakika önce ne olduğunu, ne yaptığını, nereye gittiğini ve neden gittiğini bilememektedir.

Ne düşünüyorsun?

Yazan Crew