İkinci Kez İzlemeye Cesaret Edemeyeceğiniz 10 Film

“Ben ne filmler izledim ama ben çok zorlamadı!” diyorsanız birazdan göreceğiniz ve eğer izleyebilirseniz bu filmler kesinlikle 2. kez izlemeye cesaret edemeyeceğiniz türden. Listedeki filmlerin çoğu bazı ülkelerde yasaklanmış hatta yönetmeninin hayatına mal olmuş! Bunu bir film öneri listesinden ziyade uyarı listesi gibi de düşünebilirsiniz. İzleyecek olanlara iyi seyirler!

Srpski Film – Bir Sırp Filmi (2010)

IMDb: 5.1

Emekli bir porno film yıldızı olan Milos, ailesiyle “normal” bir hayat sürdürürken, eski iş arkadaşlarından Lejla bir gün bir teklifle çıkagelir. Milos’un yer almasını istediği “sanat filmi projesi”nde reddedemeyeceği kadar büyük bir para vardır; fakat öte yandan bu işin arka yüzü ve detayları sır gibi saklanmaktadır…

Srdjan Spasojevic’ın Aleksandar Radivojevic ile beraber senaryosunu kaleme aldığı ve yönetmenliğini üstlendiği film ele aldığı konular açısından oldukça sert ve üslup olarak da hiçbir çekincesi olmayan bir yapım.

Yamyam İşkencesi – Cannibal Holocaust (1980)

IMDb: 5.9

18 ülkede yasaklanmış bu film, Bir grup bilim adamının belgesel çekmek için amazonlardaki yerli kabilesine yapılan seyahat, ve bu zamanda başlarından geçen olaylar anlatılıyor.

Gösterime girdiği 1980 yılında içerdiği vahşet, tecavüz ve gerçek hayvan katliamı sahneleriyle büyük tepki toplamıştır. Bazı cinayet ve tecavüz sahnelerinin gerçek sanılması üzerine yönetmen Deodato tutuklanmış, ardından yönetmenin polisleri filmin oyuncularla tanıştırmasının ardından salıverilmiştir. 

İtalya, Avustralya ve daha pek çok ülkede yasaklanan Cannibal Holocaust’ın yasağı bazı ülkelerde ilerleyen yıllarda kaldırılsa da, halen çoğu ülkede yayınlanmamakta ve ev sineması için herhangi bir platformda üretilmemektedir.

Salò o le 120 Giornate di Sodoma – Salo Ya da Sodom’un 120 Günü (1975)

IMDb: 6.0

Olaylar 1944 yılında Nazi Almanya’sının kontrolünde Kuzey İtalya’da kurulmuş kısa ömürlü bir kukla devlet olan Faşist Salo Cumhuriyeti’nde geçer. Şehrin ileri gelen seçkinlerinden dört sefih 9 kız 9 da erkek 18 genç insanı yakalayıp bir şatoya kapatırlar. Beraberlerindeki 4 yaşlı fahişe ile birlikte bu genç kölelere bir dizi fiziksel, ruhsal ve cinsel işkence uygularlar.

Sadizm, cinsel sapkınlık ve akla gelmeyecek korkunçlukta işkencelerle dolu bu filmi izlemeden önce bir kere daha düşünün deriz çünkü gerçekten rahatsız olabilirsiniz. Sodom’un 120 Günü izleyici tarafından öyle büyük bir tepkiyle karşılanır ki, yönetmen Pasolini Roma’da bir grup öfkeli izleyici tarafından katledilir. Bu sebeple muhtemelen en trajik sonuca sahip olan film olsa gerek.

Nymphomaniac 1-2 – İtiraf Bölüm 1-2 (2013)

IMDb: 6.9

Berlin Film Festivali’nde prömiyerini yapan ve başrolünü Charlotte Gainsburg’un oynadığı İtiraf bir seks bağımlısı (Nemfomanyak ) hakkında. Ancak pek çok eleştirmenin de yazdığı gibi, açık seks sahnelerine rağmen film aslında erotik değil. Bilakis, kasıtlı biçimde seksi olmayan bir film. Yaratacağı tartışmalar daha ziyade insan doğası, sekse bakışımız ve tabii ki her filmiyle, yaptığı her açıklamayla gündem yaratan yönetmenin kendisi üzerine olabilir.

The House That Jack Built – Jack’in Yaptığı Ev (2018)

IMDb: 7.0

Lars Von Trier’in Nymphomaniac’tan sonraki ve Cannes film festivalinde gösterimini yapan filmi Jack’in Yaptığı Ev, 1970’lerde 12 yıl boyunca bir seri katili izliyor ve işlenen korkunç cinayetleri katilin kendi gözünden perdeye yansıtıyor.

Enter the Void – Boşluk (2009)

IMDb: 7.3

Gelmiş geçmiş en kışkırtıcı filmlerden biri olarak görülen acımasız Dönüş Yok!’un ardından çektiği bu ilk uzun metrajlı filmi, Gaspar Noé’nin tabiriyle “psikedelik bir melodram”. İlk gösterimi 2009 yılında Cannes’da yapılan Boşluk, transa benzer görsel üslubu ve birinci şahıs gözünden öznel anlatımıyla epey tartışma yarattı. Filmi, Tokyo’da küçük çaplı işler çeviren uyuşturucu satıcısı Oscar’ın gözünden izliyoruz. Oscar bir gece bir polis baskınında yakalanır ve vurulur. Ölüm döşeğinde, ruhu dünyadan ayrılmaya direnir ve kız kardeşi Linda’yı korumak üzere kızın peşine düşer.

Doruk – Climax (2018)

IMDb: 7.6

Yine bir Gaspar Noé filmi! izleyicileri sonuna kadar zorlayan Gaspar Noé, Cannes’da prömiyerini yapan son filminde de kuralı bozmuyor. Gerçek bir haberden esinlenerek “rüya ve kâbuslarını” perdeye yansıtan Noé, son filminin merkezine bu kez dansçıları yerleştiriyor. 20 dansçı, üç günlük bir prova için ormandaki yatılı bir okulda bir araya gelir. Birbirini yeni tanıyan ekip provalar dışında da eğlenceli vakit geçirirler. Provalar bitmesinin ardından ayrılmadan önce son bir parti düzenlerler ve partinin ilerleyen dakikalarında kimisi için cennet kimisi için ise cehennem gibi dakikalar başlar.

Dönüs yok – Irréversible (2002)

IMDb: 7.4

Bu listede bulunmaması garip kaçacak olan bir başka rahatsız edici film yine bir Noé filmi! Yayınlandığı 2002 yılında yılın en tartışmalı filmi olan Dönüş yok, bir şiddet olayıyla yaşamları paramparça olmuş bir çiftin olağan dışı öyküsünü ters kurgu ile anlatan filmin başrollerini, o dönem gerçek hayatta da birlikte olan, Monica Bellucci ile Vincent Cassel paylaşıyorlar.

Caché – Saklı (2005)

IMDb: 7.3

Karısıyla birlikte mutlu ve huzurlu bir hayat süren Georges, bir televizyon kanalında çalışır. Bu sıradan yaşamı bir gün kim tarafından gönderildiği belli olmayan bir paketle kabusa dönmek üzeredir. Paketten çıkan kaset Georges ve ailesinin gizlice çekilen görüntülerinden oluşur. Ardı arkası kesilmeyen bu paketler zamanla daha da gizemli hale gelmeye başlar ve Georges geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır.

Tusk – İskence Gecesi (2014)

IMDb: 5.3

Wallace Bryton, ilginç bulduğu kişilerin yanına giderek söyleşiler yapmaktadır. Son işinde Howard Howe adında tuhaf bir adamı görmek için Kanada’nın Manitoba bölgesine gider. Ancak Howe’un akıl almaz planlarına alet olmaktan kurtulamaz. 

İnsan Kırkayak 1-2-3 -The Human Centipede I-II-III ) (2009) 

IMDb: 5.3

Amerikalı iki genç kız Avrupa tatiline çıkarlar. Almanya’da yaptıkları bir gezi esnasında arabaları bozulur, hava kararmıştır ve yardıma ihtiyaçları vardır. Bir ormanın ortasında mahsur kalan genç kızların karşılarına bir villa çıkar.Sabah olduğunda kendilerini eski bir mahsende bulan genç kızlar, hiç tanımadıkları bir Japon turistle karşılaşırlar. Kıstırılmış oldukları mahsende onlara ev sahipliği yapacak olan kişi, eski bir cerrah olan Dr. Hieter’dir. Zamanında siyam ikizlerini ayırma konusundaki başarısı ile tanınan doktor, kendi hastalıklı düşlerini üç tutsağı üstünde denemeye kalkacaktır.