Sagopa’yı Silahsız Kuvvet’ten Beri Dinleyen Birinden “Dini İnancım Yok” Açıklamasının Analizi

Sagopa Kajmer’in, geçtiğimiz günlerde Instagram hesabında bir takipçisinin sorduğu “dini inancın ne” sorusuna “yok” cevabı vermesi büyük şok etkisi yaratmıştı.. Sagopa Kajmer’i uzun süredir dinleyen bir seveni, bu konuyu yorumlamış.

***

kendisini “silahsız kuvvet” dönemlerinden beri dinleyen biri olarak birkaç şey yazmak isterim.

sorun sagopa’nın dini inancı değil. esas sorun sagopa’nın 2001-2005 yıllarında dini sorgulayan, politik rap yapan bir çizgiden dine çok kesin kayması ve eski kendisini dahi çok ağır eleştirmesiyle başladı.

misaldi bence cennet ve cehennem masaldı” diyen bir küfürbaz, pesimist ep 2’de “hoca sakalıyla gıdıkla kaşarı tv’de” diyerek dini kullanan insanları eleştiren bu şahıs, 2007 sonrası birden çok yoğun duygularla dine döndü. bu oldukça normal.

bahsetmek istediğim şey o değil; sagopa o kadar ileri gitti ki namaz kılmayan müslümanlara “aptal mısın sen” dedi. “sen nasıl namaz kılmazsın, sen müslüman değil misin kardeşim” diye haykırdı. yılbaşını kutlayan ve yeni bir yıla güzel duygularla giren insanlara “noel tehlikesi” isimli cübbeli ahmet’in sohbetlerinden derlediği kitapta ağır eleştiriler yöneltti. öyle ki eski eşi ve kendisi denize gireceği şortun sünnete uygun olup olmadığını paylaşıyor, aynı zamanda “kertenkeleleri kaç vuruşta öldürürsen sevap kazanırsın?”ı ciddi ciddi takipçileriyle paylaşıyorlardı. o kadar ki, eski şarkılarında “tanrı” sözcüğünü kullandığı her parçasını konserlerde tanrı kelimesini “rab” sözcüğü ile değiştirerek söyledi.

yaşı küçük olan fanları onun yolundan gitti, cübbeli ile onun sayesinde tanışan bir güruh peydah oldu. bu insanlar, -bu insanlar dediğim 15-20 yaş arası çocuklar- çok ileri gittiler ve insanların giyimini kuşamını eleştirir hale geldiler. ayben’e “dekolteni sağ omzundan veriyorsun yine de veriyorsun” diye bir söz yazdı ex-karısı. fanları ise ayben’e sırf sağ omzu görünüyor diye “kaşar” diyorlardı. şarkılarında dindar olmayanlara karşın yoğun bir suçlama ve nefret vardı. “siz başlarını açtınız, siz zulmettiniz, siz rabbinizi tanımadınız vs. vs.”

sonra bir şey oldu; cübbeli’ye sahtekar dedi, oradan ayrıldı. sanırım 2012 gibi. ardından edip yüksel ile tanıştı. hadisleri inkar etmeye başladı, eşi ve kendisi. sonra eşi mini etek falan giyip klip çekti, kendisi de gitti club şarkıları yaptı. sonra eşinden ayrıldı. ve başladığı noktaya döndü.

kusura bakmasın, daire çizdi. “herkes kendi işine baksın” demiş şimdi de. ben eski bir dinleyicisi olarak yorum yapma hakkına sahip olduğumu düşünüyorum. yoksa elbette işime gücüme bakıyorum. tüm bunlar bize şunu gösteriyor;

yaşamda her şey denge üzerine kuruludur. dinsizliği de dindarlığı da bu denli uçlarda yaşamasaydı, bir iç muhakeme ile inancını sürdürebilirdi. ancak o kadar uçlarda gezindi ki yaşama ve insana olan inancını da kaybetmiş. soru cevapların tamamını okudum, durumunu iyi görmedim. normal bir kafayla yazmadığı da belli.

hatırladığım kadarıyla “the great gatsby” kitabı şöyle başlıyordu: “birini eleştirmeden önce onun seninle aynı şartlarda dünyaya gelmediğini, onunla aynı yollardan geçmediğinizi hatırla.

bu, çok doğru bir söz. iyi bir insan olmanın baş kuralı bu bence. kendisi gibi olmayanları bu denli ağır eleştiren insanlar olmasa dünya çok daha güzel bir yer olurdu. ve sagopa da bunu atladı. ona göre onun gittiği yol hep en doğru yoldu. “beni dinle bana kulak ver, düşersen yanarsın lan” diye haykırırken, bir gün böyle düşünebileceğini hiç düşünmüyordu. hayatın yalnız siyah ve beyaz renklerden oluşmasını ben de çok isterdim. ancak itiraf etmeliyiz ki yaşam bu iki rengin oluşturduğu o grilerin arasında gidip gelmekten ibaret ve ömür boyu mevcudiyetini koruyan tek renk aslında gri. sadece beyaz ve siyah tonlara yaklaşıp durduğumuz dönemler oluyor.

küçükken kendisini dinler müziği ile motive olurdum. 2002-2010 arası. kendime bir şeyler çıkarırdım. sanırım artık ben de kendisine tavsiye verecek olgunluğa eriştim. ey sagopa -sen ki rap’in oğlusun- (kendi brutal vokalli yıllardaki tabiriyle); lütfen inançlarını artık biraz içinde yaşa ve müziğine insanların gözü önündeki hal ve hareketlerine alet etme. bugün uzaklaştığın dini düşüncelerin, yarın bir gün vicdanında başka tohumları büyütebilir. zira inanç bugün baskın olmasa da esasında meşakkatli bir yolculuktur. son ana kadar korumak irade ister. ne diyordu schindler’in listesinde; “irade güç demektir. öldürme yetkisine sahip olup da öldürmüyorsan güçlüsündür.” bu dini inanç olur, kendine olan inanç olur. fark etmez. sadece dini olarak da düşünmemeli.

biraz soyut yazmış olabilirim, belki buraları okuyordur. pek sanmam ama. aklında bulunsun. bu sayede hata ve yanlışların çırılçıplak ve utanç verici olmaktan sıyrılır.

yine de; muhteşem şarkılar yaptın. umarım iç huzurunu gerçekten sağlayabilirsin, inancından bağımsız söylüyorum. ne de olsa seni unutamayız biz.

bazen bazı insanların sadece güzel olan halini hatırlamak gerekir; (bkz: uğurla bahtiyarları)

kaynak: https://seyler.eksisozluk.com/sagopayi-silahsiz-kuvvetten…

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor…

0

Yorumlar